GONCA VUSLATERİ:
Zaferin Rengi filmi için heyecanlıyız. Güzel bir süreç geçirdik. Ben de Fenerbahçeliyim, kombinemi aldığım gün film teklifi geldi. Film haberini okuyunca Mustafa Oğuz’u arayıp kutlama ettim. Sonrasında bana Vera rolünü verdi. Tarihsel bir hikâyede oynamak oldukca keyifliydi.
Hamile olduğumu sette öğrendim. Filmdeki Vera karakteri de hamileydi. Gebelikle birlikte hepimiz o denli üzerime titredi ki. İnanılmaz bir aile ortamı vardı.
Fazlaca endişeliydim, kaygılarım vardı. “6 aydan sonrasında mutluluk gelecek” dediler, o şekilde de oldu.
Cihangir’de yaşıyorum 17 senedir. Evde yedirmeyi severim arkadaşlarımı. Aile hikâyelerini mahalle ortamını seviyorum.
38 yaşındayım çocukluktan beri sahnedeyim. 18 yaşından beri de ekrandayım. ‘Ben’ duygusuyla niçin yaşamı daha sömüreyim ki. Artık belli yaşta bu duyguları disipline etmek gerekiyor.
Anneliğe hazırlanamam düğün istemiyorum dedim. Evli aile babası adamlar, helal olsun diye yazdı. Bayanlar da bizi yaktın bizi diye bildiri attılar. Aile hukukunun üstünlüğüne inanıyorum doğal olarak ki düğün yapacağım dedim hepimiz rahatladı.
Bebeğin adı Asya olacak. Selvi Boylum Al Yazmalım’ı oldukca severim çocukluğumdan beri. Kadir İnanır’ın kucağına çocuğumu verebilecek samimiyetim de var. Sıkı bir fanıyım Türkan Şoray’la ikisinin… Bebeğin odası hazır fakat 3 aylık çocuğa duvar süsü yaptırmam.
Bayanların içinde annelik dili var. Doğursan da doğurmasan da annelik dili oluşuyor. Ve sizi hepimiz koruyor. Bir sürü armağan alıyorum. Bunlar hususi bir şey. Çocuğuma anlatacağım varlıklı hikâyelerim var. Aile ortamını seviyorum. Kızımı da kalabalık aile içinde büyütmek isterim.

DEĞERSİZ HİSSETTİM

Çalışan bir oyuncu olarak ışıldayım istedim fakat sektöre oldukca küstüm. Kendim olmam başkalarına iyi gelmiyor diye düşündüm. Dengem kayboldu, kendime özgüvenim gitti bir dönem. İçsel bir durumdu bu bence. İyi roller oynadım. Bir süre sonrasında rutine bindi, değişik bir şey yapamıyormuşum benzer biçimde geldi. 3 yıl süresince kendimi değersiz hissettiğim bir dönemim oldu.

YILMAZ ADAM BAYRAKTAR:

RANDEVULARIMA YARIM SAAT GEÇ GİDİYORUM

Harrington Kupası tarihini bilmiyordum. İşgal kuvvetleri komutanı Benett’i oynuyorum, fena bir karakter. Hikâyenin bir parçası olduğum için oldukca mutluyum. Esas karaktere de benzerliğim bulunduğunu öğrenince oldukca şaşırdım. İşkenceci bir adam ve bundan keyif alıyor. O işkence sahnelerinde duyguya girmek kimi zaman yorucu oldu.

Aslen Trabzonluyum. Berlin’de yaşıyorum. Almanya’da doğup orada büyüdüm. Akrabalarım hala orada yaşıyor. Konservatuvarı orada bitirdim. Türkiye’den Tatar Ramazan için teklif ulaşınca teyzeleri amcaları görüp tanışırım, dilimi geliştiririm diye kabul ettim. Hamburg’ta tiyatroda oynarken Türkiye sevdası vardı. Annem bir İstanbul fotoğraf al duvarına as dedi. Ben de Ortaköy resmini alıp duvarıma astım. Birkaç vakit sonrasında İstanbul’a gelip o fotoğrafın çekilmiş olduğu açıdan Ortaköy’ü çekip anneme gönderdim.

Alman disiplinine alıştığım için burada randevulara kimse riayet etmiyor. Almanya’da 2 dakika gecikince özür diliyorsun. Tüm gün sitem yapıyorlar. Türkiye’de randevum olunca otuz dakika sonrasında gidiyorum artık.

ARİF PİŞKİN:

EZBER YAPABİLEN OYUNCU OLACAĞINI SANIYOR


Zaferin Rengi filmimizde Galip Bey’in babasını oyandım. Fazlaca güzel etkisinde bırakan bir film oldu. Abdullah Oğuz oldukca iyi bir dünya kurdu. Aşk hikâyesi de var…

Gençler oyuncu olmakla meşhur olmayı karıştırıyor. Ilkin ne olmak istediğine karar vermek gerek. Konservatuvar talebesi gelip menajer soruyor bana. Kim bilir yapamayacaksın derhal bir bölgelere atlamak istiyorlar. Orada birazcık yön şaşmış maalesef. Ezber yapabildiği vakit oyuncu bulunduğunu sanıyorlar. Basitleştirmeyi sıradanlaşmakla karıştırıyoruz. Oyunculuk bir karakteri oluşturup onu belli bir süre sürdürebilmektir. Sevecen Kenter hoca, izleyici seni izlerken ‘bunu ben de yaparım’ söylediği an işini iyi yapıyorsun anlama gelir derdi. Oyunculuk gösterdiğimiz değil sakladığımızdır.

3 tane mafya babası oynadım. Üçü de ayrı. İlla mafyaya girmek gerekmiyor bunun için. Emek vererek gözlemleyerek öğrenebilirsin.

AYŞEN BİRGÖR:

MASALSI BİR KLİP ÇEKTİM


Yeni şarkım Can Ağrısı oldukca içli bir şarkı oldu. Aşkı özetleyen değişik ifadelerden biri olsun istedik. Her türlü ağrılar aşka dâhil oluyor.

14 Şubat’ta yayınladı şarkım. Klip de son dönemde yaptığım en masalsı klip oldu.

Sahne programlarım da devam ediyor. 2009’da TRT İstanbul Radyosu’na girmiştim. O zamandan beri kadrolu sanatçı olarak devam ediyor.

10 yaşlarında Ayla diye bir kızım var. Ondan oldukca şey öğreniyorum. Yeni nesil oldukca parlak zeka. Onun da müzik kulağı oldukca iyi, fakat dans mevzusunda daha yetenekli.

BİLLUR PINAR YILMAZ:

KAVGA BİLE ETMEM


C Ekibi filmimizde Ömer Kurt’un eşini oynuyorum. Baskın bir tipi oynuyorum. Ona birazcık eziyetler ediyorum. Karakterim ok gülünç oldu. Güzel yorumlar alıyorum. Düzgüsel hayatta kavga bile edemem, filmimizde baskın olmak hoşuma gitti.

Ekip de oldukca komikti. Kamera arkası ayrı bir film olarak çekilebilirdi.

Filmin devamı gelecek. Onu da Elazığ’da çekeceğiz. Geçen yıl 3 filmimizde oynadım.

Lise sonda dizide oynadıktan sonrasında konservatuvara girmeye oyunculuk halletmeye karar verdim. Meslek olarak almasa da drama dersini hepimiz görmeli.